17 Eylül 2012 Pazartesi

ZİRAAT'LI OLMAK






Kariyerini bankacılık sektöründe sürdürmeyi planlayanlara duyurulur:

Ziraat Bankası İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Ali Toker, yapılacak sınavlarla Ziraat Bankası'na 2 bin 500 banko asistanı, 500 servis görevlisi, 200 uzman yardımcısı, 30 iç kontrolör yardımcısı, 35 müfettiş yardımcısı olmak üzere toplam 3 bin 265 genç personel alacaklarını açıkladı.


149 YILDIR
İŞİMİZİN BAŞINDAYIZ.
BİZİMLE İŞBAŞI YAPACAK
ÇALIŞMA ARKADAŞLARI ARIYORUZ.

Başvuru tarihleri :
17-28 Eylül 2012

Sınav Tarihleri:

Müfettiş Yardımcısı
İç Kontrolör Yardımcısı
17 Kasım 2012 Cumartesi
Uzman Yardımcısı
Servis Görevlisi
Banko Asistanı
24 Kasım 2012 Cumartesi

Başvuru Şartlarına ulaşmak için tıklayınız. http://www.ziraat.com.tr/tr/p/n/Content.aspx?id=698

1 Ağustos 2012 Çarşamba

BOŞ GEZENİN BOŞ KALFASI OLMAK YA DA OLMAMAK


Yapamadığımız şeylere, kendimizi haklı çıkarır bahaneler uydurmak, hayatımızda en az bir kere uğradığımız yollardan biridir. Bunu yaparken de çok rahatlarız. Sıralarız arka arkaya vicdanımızı rahatlık abidesi yapan cümleleri...

Aslında benim elimdeki bir şey değil.

Ben elimden geleni yaptım.

Düzen böyle ne yapalım.

İş vardı da biz mi çalışmadık.

Yeni mezun olup da iş bulmak kolay mı.

Her yere başvurdum, mülakatlarda iyi geçti ama olmuyor işte.

Sorun bende değil sorun, güçlü dayılarımın olmamasında... diye uzatabiliriz cümleleri.

Bu cümlelerin haklı olarak kullanıldığı durumlarla karşılaşmıyoruz diyebilmeyi çok isterdim ki haklısınız bir çok yerde tam yerine göre cümleler niteliğinde olabiliyorlar. Şayet, yersiz kullanımlarını da çok gördüm. İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmadan çıktığımız yolda, kurduğumuz bu tür cümleler hiç kusura bakmayın ama yerinde olmayan cümleler sınıfına giriyor.

Üniversite; kazanılınca ohhh diyerek köşeye çekilmeyi anlatan bir süreç değil. Aksine, kazanma şansını elde ettikten sonra hadi bakalım diyerek kolları gerçekten sıvama ve kariyerinize yön verecek önemli adımları atma zamanı. Verimli kullanılması gereken, uzun bir süreç. Öğrenmek, geliştirmek, üretmek, yaratmak, sosyalleşmek... Hepsi bu sürecin içinde yer alan önemli adımlar. Hepsi birbirine entegre ve birinin eksikliği, başka bir eksikliğin habercisi.

Peki ne yapmalıyız?

Herşey durmadan hızlıca ilerlerken,siz “aman neyse mezun olduktan sonra hallederiz” diyerek gelişimin arkasında kalıyorsanız, mezun olduğunuzda “yenilik ne demekti” diye düşünebilirsiniz. Size tavsiyem takipçi olmanız. Örneğin günümüz için ele aldığımızda, ben derim ki sosyal medya ile mezuniyetten sonra değil, öğrenciyken tanışın. Linkedin, mezuniyetten sonra arada bir uğradığınız, “ne işe yarar bu ya” diye söylendiğiniz bir araç olarak kalmasın. Çalışmak istediğiniz sektörle ilgili birçok profesyoneli bir arada bulabileceğiniz bu platformda ne kadar erken bende varım derseniz, farkedilme ihtimaliniz o kadar artar. Elden CV iletmenin popülerliğini giderek kaybettiği günümüzde siz bu tür yeni uygulamaları erken farkedenlerden olmayı görev edinin ki birileri de sizi farketsin.

Okulda öğrendiğim bu teoriler ne işime yarayacak ki kısmına gelince -evet bazıları için gerçekten öyle ama-  güncel hayatla bütünleşebilecek teorileri, pratiğe dökme yeteneğinizi geliştirmektense birebir hafızaya alıp, beyin bedava tekniğini uygulayanlardansanız işte orada durun demekten alıkoyamam kendimi. Önemli olan onları kelimesi kelimesine bilmek değil, öğrendiğinin üzerine kendince birşeyler ekleyip, yorum yapabilmek, bağdaştırabilmek. Eğer öyle olursa mezuniyet sonrası, mülakatlarda bölümünüzle ilgili yöneltilen sorular karşısında, “Ben uzaydan geldim”, “O bölümde ben mi okudum?” bakışları atmazsınız.

Etkinliklere katılmak, kulüplerde aktif olarak yer almak, sosyalleşmenizin yanısıra planlama, organizasyon yetkinliklerinizin gelişmesine de yardımcı olur. Hem eğlenip, hem öğrenme dedikleri şey bu olsa gerek:) En basitinden, bir kulüp toplantısında yaptığınız konuşma, sunduğunuz öneri, onayladığınız ya da onaylamadığınız bir fikirle ilgili ettiğiniz birkaç cümle -ki bakınca basit bir kulüp toplantısı havasında değil mi- size inanılmaz tecrübeler kazandıracaktır. Bence bunu asla ihmal etmeyin. Topluluk önünde konuşabilme yeteneğini kazanabileceğiniz bu ortamlar, ileride size muhakkak su, elektrik, yol olarak dönecektir:)

İş hayatının vazgeçilmez unsurlarından biri takım çalışması. Nitelikleriniz arasından belki de en dikkat çekici olan takım çalışmasına yatkınlığınız diyebiliriz. İşte bu yetkinliği kazanabileceğiniz en güzel ortam da yine üniversite. Hem eğlenip, hem de takım olarak birşeyler başarabilmenin, sorumluluk almanın, sonuçlarına birlikte katlanmanın, problemlere birlikte çözüm üretmenin faydalarını iş hayatına başladığınız zaman “aferin bana ki bu tür faaliyetlerde bulunmuşum” cümlesini kurarken daha net hissedeceksiniz.

En başında dediğim gibi üniversite yılları bir süreç. Bu sürece yaz tatilleri de dahil. Siz siz olun eksikliklerinizi giderebileceğiniz, bir sonraki yıla +1 ile başlamanıza katkısı tartışmasız olan tatil dönemlerinizi asla boş geçirmeyiniz. Mezun olduğunuz zaman, “Evet anlat bakalım dört yıl boyunca ne yaptın” dediklerinde sunduğunuz diploma ne kadar kıymetli olsada tek başına yeterli olmayacaktır. Rakiplerinizin değişime ayak uydurarak hareket ettiği, belki de sahip olduğunuz imkanlardan daha iyisine sahip olarak bir adım önde olduğu durumlarda, sizin bu çalışmalarınız  bir adım öne geçmenize yardımcı olabilir. İnsan Kaynaklarında çalışan biri olarak itiraf etmeliyim ki, elime yeni mezun ya da öğrenci bir arkadaşımın başvuru formu geçtiğinde ilk olarak, okul hayatı boyunca herhangi bir yerde çalışmış mı diye bakmadan geçemiyorum. Bakın dikkat!!!, deneyimli mi diye bakmıyorum, kendi parasını kazanmaya yönelik herhangi bir adım atmış mı ona bakıyorum!

Ben bu listeyi uzatabilirim. Siz de bu listeyi kendinize uyarlayıp uzatabilirsiniz. Bunlar benim öğrencilik yıllarımın özeti ve bence üniversite yıllarınında en önemli detayları.

Arkadaşlar, diyeceğim o dur ki, iş bulmak kolay değil ama niteliklerini geliştirmeye kararlı, üniversite sürecini bahsettiğim gibi durumların farkında olarak geçirmiş biri için iş bulmak kolay. Mezun oluyor ve iş bulmakta sıkıntı yaşıyosanız, dönüp önce bir kendinize bakın, sonra da geç kalmışlık hissine kapılmadan eksikliklerinizin üzerine gidin.


ZG

30 Temmuz 2012 Pazartesi

TANIDIKLARIMA DEĞİL NİTELİKLERİME BAK


Bir süredir çok sevdiğim blogumdan ve sizlerden maalesef uzak kaldım:S Malumunuz işler yoğun, bir de buna sıcak havalar ve bunaltıcı nem oranı eklenince, motivasyon, şevk, azim yerle bir oldu. Ama merak etmeyin toparlandım. Ağustos ayına adım atarken, “yaz bitiyor, sezon geçiyor, sonbahar  “son gibi görünse de senin ayın” diyerek kendimi motive eden ben aferinleri hak ettim:)

Aslında bir süredir yazamamamın nedeni sadece bunlar da değil. Ben yeni mezun ünvanını başka arkadaşlarıma devrederken, onlara yaşadığım olumlu şeylerden bahsedip motive etmeyi amaçlarken duyduğumuz, gördüğümüz bir sürü katakullili işler beni bile benden alırken iyi cümleler kurabilmek mümkün müdür?:(

Şimdi kuracağım hangi cümle, size dayınız olmadan iş bulabileceğinizi garanti edecek. Şimdi ben nasıl KPSS için siz elinizden geleni yapın, inanın mutlaka olur diyeceğim...

Bunların hiçbiri olmayacak. KPSS sizin dayınızla orantılı olarak başarı elde edebileceğiniz bir sınav, ortalıkta bir çok işveren sizin niteliklerinize değil, tanıdıklarınıza bakıyor. Bunlar hepimizin bildiği gerçekler. Ama merak etmeyin hala yaşamamız için umut var. Ne kadar hayatımızın en önemli sınavlarının soruları karaborsada el altında gibi görünüp gözümüze sokula sokula satılsa da biz yapabileceklerimize inanıyorsak eğer hala umut var demektir. 
Tanıdıklarıma değil, niteliklerime bak sloganıyla çıktığımız bu yolda, elbet bizi farkedecek bir babayiğit çıkacaktır karşımıza.

TANIDIKLARIMA DEĞİL, NİTELİKLERİME BAK

Son zamanların en rövanşta soru cümlesi “Dayın var mı?”

Verilen cevap “evet dayım sağlam” ise, alınan tepki  “ooooo iyisin”

Verilen cevap “ne gezer, elimizden geleni yaptık ama” ise, alınan tepki “ooooo sen bu işi unut”

Yeni mezun olup da bu tepkiyi almadım diyen varsa parmak kaldırsın, çünkü nerede yaşadığını sormak istiyorum.

Maddi manevi onca emekten sonra elde ettiğiniz başarıyı ve niteliklerinizi ölçmek yerine dayılarınızın ağırlığını ölçen, ideolojik görüşlerinize göre şekillenen, öğrendiklerinizi unutturan bu düzeni sizler de benim gibi kınayanlardansınız aramıza hoşgeldiniz diyerek devam ediyorum bundan sonraki yazacaklarıma. Aksini düşünüyor hala işe girmek için dayılarınızın kapısını çalıyorsanız yazıyı burada noktalayabilirsiniz. Çünkü yazacaklarım sizde duygusal ya da maddesel herhangi bir etki yaratmayacaktır.

Kınadığımız, ahlanıp vahlandığımız bu düzenden malesef birileri dayılarının kapısını çaldıkça kurtulamayacağız. Oysa ki birilerinin desteğini almak için harcadığımız çabayı, kendi niteliklerimizi geliştirmek için harcasak, hem kimsenin hakkını yememiş hem de kendimiz için iyi birşeyler yapmış oluruz. Çabalarken yaratıcılığımızı geliştirir, bir başımıza başarmış olmanın ayrıca hazzını yaşarız.

Sizde benim gibi düşünenlerdenseniz, aynı rahatsızlıkları duyuyor, aynı durumlara tepki gösteriyorsanız, gelin sloganımız “Tanıdıklarıma Değil, Niteliklerime Bak” olsun.  Bu anlamda zincirleri kırmak için önce kendimizden başlayalım. Elbette bize referans olacak kişilerle bağlantıya geçelim, onların bağlantılarından faydalanalım, yeni bağlantılar kuralım ama  bunun anlamı “abicim bizim şu işi bi hallet dile benden ne dilersen” olmasın. Kurduğumuz bağlantıları, kendimizi karşı tarafa ifade etmek, anlatmak, “Niteliklerime bakın, bende varım” demek için kullanalım. Böylece hem kendimizi geliştirir hem de hakedenlerin hakkını, haketmediğimiz şekilde elde etmiş olmayız.

Dilerim siz de “tanıdıklarıma değil, niteliklerime bak” diyerek yılmadan niteliklerine her gün bir yenisini ekleyerek kendini fark ettirmeye çalışan umutlu mezunlardan olursunuz aksi halde birileri soruları almaya, birileri vermeye, birileri dayılarına para yedirmeye, birileri de aldığı parayı bir halt etmişcesine cebine indirmeye devam edecek. Olan ise hak edipte hak ettiğini bulamayanlara olacak. Ben kendi şansımı kendim yaratırım, niteliğimle bir adım daha atarım diyenlerin sayısının artması umuduyla…

ZG


1 Temmuz 2012 Pazar

BILL GATES'in BİLİNMEYEN YÖNLERİ

William Henry "Bill" Gates III ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 Seattle doğumlu, ABD'li iş adamıdır. Evli ve üç çocuk babasıdır. Gates, Microsoft şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. İşte dünyanın en zenginleri listesinde yer almayı başaran bu adamın bulunduğu yere gelmesinin altında yatan gerçekleri: 

1-İleriyi Gördü:
Kendisi küçük yaşlardan itibaren bilgisayarın önemini ve insan hayatında alacağı yeri çok iyi kavramıştı. Yakın gelecekte herkesin evinde ve işinde kendisine ait bilgisayarı olacağına inanmıştı. Hedefini buna göre çizdi.

2-Planlı Çalıştı :
Bill Gates zekiydi ama zekanın tek başına kafi gelmeyeceğini, çok ve planlı çalışılması gerektiğini düşünüyordu. Bir arkadaşından ayrılma sebebi, iş dışında geçirdiği zamanın-uyku değil-sadece yedi saat olmasıydı. Gates beraber olduğu insanlardan da aynısını bekliyordu.

3-Akıllı Kişilerle Çalıştı:
İşe en akıllı insanları almada çok maheretliydi. Çünkü ona göre akıllı adam, başkalarının akıllarından istifade ederek üstün başarılara imza atabilen insandı.

4-Çalışanları Şirkete Ortak Etti:
Bill Gates çalışanlara yüksek ücret vermiyordu, kendisi de düşük ücretle çalışıyordu. Yüksek ücret yerine şirkete ortak olmaya teşvik ediyordu. Mesela Microsoft'un Başkanı Steve Ballmer'ı çalışmaya razı edebilmek için ona yüklüce hisse vermişti. Ballmer bu hisseler sayesinde şimdi büyük bir servete sahip.

5-Çalışanlara Değer Verdi:
Microsoft en akıllı kişilerle çalışmanın yanı sıra onları kaybetmemek için de gayret gösteriyor. Gates ayrılan her elemanın arkasından, "Niçin ayrıldı, onu neden tatmin edemedik, nerede hata yaptık?" gibi soruların cevaplarını araştırıyordu. Bu yüzden Microsoft'ta eleman sirkülasyonu ABD ortalamasından iki kat düşüktür. Ayrıca Gates, günün belli saatleri dünya genelinde çalışanların e-maillerini cevaplamaya, onlarla birebir iletişim kurmaya, onların motivasyonunu yükseltmeye ayırıyor.

6-Piyasada Olup Biteni Takip Etti:
Baş döndürücü bir hızla gelişen bilişim sektöründe geride kalmak, yok olmak manasına geliyor. Bill Gates hiçbir alanda piyasanın gerisinde kalmak istemiyor.

7-Belli Noktaya Odaklandı:
Microsoft, yazılım alanında çalışan bir şirket. Cirosunun %90 dan fazlasını yazılım meydana getiriyor. Bunun yanında yazılım teknolojisini desteklemek için Mouse, oyun kumanda cihazı , ses kartı gibi donanımlar da üretiyor ama başka şirketler gibi faaliyet alanlarını dağıtmıyor. En iyi olduğu alana odaklanıyor.

8-Şımarmadı ve Mütevazi Kalmayı Bildi:
Bill Gates'in rakiplerinin hemen hepsinin özel uçağı var,yatı var ama o sade bir hayat sürüyor. Cimri denilecek kadar eli sıkı. Kendisine neden lüks hayat yaşamadığı sorulduğunda diyor ki: "Öyle yaşarsam öyle düşünmeye başlarım ve şimdikinden çok farklı bir kişiliğe sahip olurum. Yeterince çalışamam ve üretemem."


kaynak:Girişimci Fikirler


11 Haziran 2012 Pazartesi

BEYNİNİZ DAHA İYİ ÇALIŞSIN İSTEMEZ MİSİNİZ?


İşte karşınızda, başarının öğrenebileceğini savunan Türkiye'nin ilk kişisel gelişim uzmanı Mümin Sekman'dan beyni daha iyi çalıştıracak 10 öneri:

1- Sağlam kafa, hareketli vücutta bulunur! Beden ve beyin bir bütün oluşturuyor ve bedensel hareketlilikler beyinsel hareketlilikleri getiriyor. Beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışıyor. Önemli kararlarınızı açık havada yürürken alın.

2- Beyin sulanmaz, beyin kurur! Beyin yüzde 80 sudan oluşuyor ve bu yüzden beyine su takviyesi yapmak gerekiyor. Günde 8-10 bardak kadar su içilmezse beyin kurur ve algı kalitesi düşer.

3- Eli hızlandıran şeyler, aklı yavaşlatır! Bir alışkanlık edindiğimiz zaman elimiz hızlanır ve otomatik pilot ile hareket eder, bu durum da aklı yavaşlatır. Zihinsel rutinlerinizi kırın. Eğer sürekli telefonu sağ elinizde kullanıyorsanız bazen sol elinizle kullanın, çantanızı diğer elinizle taşıyın, evinize başka bir yoldan gidin.

4- Akıl tutulmasına karşı açık görüşlü olun! Kullanılmayan organ körelir. Sürekli aynı insanlarla, aynı programları izleyip, aynı hayatları yaşayarak hayatlarınızı köreltmeyin. Beyninizin sınırlarını zorlamayan etkinlikler beyninizi geliştirmez.

5-Beyine çöp girerse, beyinden çöp çıkar! Beyninizi ne ile beslerseniz beyninizden alacağınız verim ya da çıktı o olacaktır. Girdilerin kalitesi çıktıların kalitesini belirler.Dolayısıyla beyninize ne aldığınıza dikkat etmelisiniz.

6-Sihirli "eğer" ile düşünün! Beyin tıkandığında varsayımlarla akıl yürütür. Kararsız kaldığınız bir durumda önemsediğiniz, model aldığınız bir kişiyi aklınıza getirerek "o benim yerimde olsaydı ne yapardı" diye düşünün.

7- Aklınızın takıldığı yer, hayatınızın takıldığı yerdir! Zihin bir şeye takıldığında tüm sistem kendi içinde kilitlenir. Aklınızı çözmek için hayallerinizi gerçekleştirin ya da yeni ihtimalleri görmeye çalışın.

8- Sosyal medya diyeti yapın! Sosyal medyanın aşırı kullanımı insanı beyninden vuruyor. Bu araçları aşırı derecede kullanırsanız beyin ölümünüz gerçekleşir. Aşırı iletişim kurmak düşünmeyi durduruyor.

9- İnsanları beyninizle sevin! Aşk bir beyin işlevidir. Duyguların gerçekleştiği yer insan beynidir. Mantıksız davranış aşk üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bu doğru bir düşünce değildir.

10- Nasıl çalışması gerektiğini beyninize öğretin ! Beyin kendisini bilgi ve inançlarına göre yapılandırır. Beyninizin sabah çalışmadığına inanırsanız beyniniz çalışmaz.Dolayısıyla beyninize nasıl çalışması gerektiğine dair yapılandırırken dikkatli olun.


kaynak: cnnturk.com

8 Haziran 2012 Cuma

YENİ MEZUNLARA İŞ GÖRÜŞMESİ TÜYOLARI


Daha önce hiç iş tecrübesi olmayan, üniversiteden yeni mezun olmuş bir aday da olsanız rakipleriniz arasında öne çıkabilirsiniz. İşte, nasıl sıyrılıp çıkabileceğinize dair ipuçları...

Mezun olduktan hemen sonra iş aramaya başlamak zor bir süreç olsa da güçlü iletişim, bilgisayar kullanma tecrübeleriniz ve özenle hazırlanmış bir özgeçmiş ile mülakat sürecini kolaylaştırabilirsiniz.

Staj yapmış ya da part time bir işte çalışmış olmanız, iş hayatına yabancı olmadığınızı, deneyiminiz olduğunu gösterir.Belli bir süre staj yapmış ve çalışmış adaylar ile hiçbir tecrübesi olmayan adaylar arasında büyük bir fark  vardır ki bu işverenin gözünden kaçmaz.

Nasıl bir kariyer yolu çizmek isterseniz isteyin -satış temsilcisi ya da bilgisayar programcısı- işe alınmak için yazılı ve sözlü iletişiminizin kuvvetli olması gerekir. Mülakatta en çok dikkat edilen şey kendinize güveniniz, rahatlığınız, içtenliğiniz, saygınız ve kendinizi insanlara sunuş biçiminizdir.

Kontak isimlerinizin bir listesini yapın; profesörler, akraba ve arkadaşlar vs. ve bunlara özellikle kariyer fuarlarına giderek yenilerini eklemeyi ihmal etmeyin. Hiç ummadığınız kişiler size ummadığınız kapılar açabilir. Bilgi çağında olduğumuzu unutmayın.

Alanınızla ilgili ve gerektirdiği seviyede bilgisayar programı öğrenmek zorundasınız.Belli programları kullanmak, artık en alt seviyeden en üst seviyeye kadar tüm pozisyonlarda istenilen bir özellik.

Başarı notlarınızı CV'ye ekleyin. Özgeçmişinizi en iyi şekilde hazırlayın. Yazım hatası yapmayın, açık ve sade bir dille yazın. Kurallarına uygun, fazla uzun olmayan ama ttüm gerekli bilgileri kapsayan bir özgeçmiş hazırlayın. Notlarınızı gösterin. Potansiyel işverenler için notlar önemlidir. Ne kadar tek başına yeterli olmasa da özellikle iyi bir ortalama ile mezun olmanız diğer özelliklerinizle harmanlandığında bir adım öne çıkarıcı olabilir.

Başvuracağınız firma ile ilgili yapabildiğiniz kadar fazla araştırma yapın. Sektörle ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplayın.

Mülakatta sizin de söyleyebileceğiniz bir şeyler olsun. Ne kadar heyecanlı olursanız olun, mülakat sırasında gülümsemeniz işe hevesinizi ve motivasyonunuzu gösterir. Gülümsemek her zaman olduğu gibi mülakat sırasında da olumlu etkisini gösterecektir.

Deneyimli olsanız da olmasanız da en önemli nokta, o işi istediğinize dair kariyer hedeflerinizi kafanızda belirlemiş olmanızdan geçer. Eğer o işi gerçekten istediğinizi kanıtlar ve firmanın size yatırım yapması için onları  etkileyebilecek nedenleri en iyi  şekilde sunup onları ikna edebilirseniz işte o zaman şansınız çok yüksek demektir.


kaynak: kariyer.net, pudra.com


5 Haziran 2012 Salı

İŞ GÖRÜŞMENİZİ OLUMSUZ ETKİLEYEBİLECEK 15 DURUM

Bu yazıdaki bilgiler bir işe alım uzmanının iş görüşmeleri sırasında aldığı notlardan derlediği bir yazıdan hazırlandı. Umarım iş görüşmeleri sırasında sizlere de yardımcı olacaktır.

1-İş görüşmesine 30 dakika önceden gelmeyin. Bu görüşmeyi yapacak kişi üzerinde işlerini bitirmesi için bir baskı oluşturacaktır. 10 dakika erken gitmek yeterli olacaktır.

2-Saçınıza, burnunuza, kulağınıza çok dokunmayın. Bu görüşmeyi yapan kişide rahatsızlık uyandırabilir.

3-Görüşmeden sonra teşekkür notu yazmak için 24 saatten daha fazla beklemeyin. Bir hafta sonra yollanan bir teşekkür notu sinir bozucu olabilir. Kısa ve samimi olun.

4-Eğer görüşme bitiminde 10 dakikalık bir yazılı test yapılması istenirse ne olursa olsun teste katılın. Zamanım yok diyerek ayrılmak görüşmeyi yapan için olumsuz bir izlenimdir.

5-Görüşme sırasında babanızın veya bir yakınınızın ne kadar başarılı olduğundan bahsetmeyin. Bu durum yaptığınız staj ve iş deneyimlerini size babanızın sağladığını düşünmesine neden olabilir.

6-Islak saçlarla iş görüşmesine gitmeyin. 5 dakika geçte olsa kuru saçlarla gitmek olumsuz ön yargıları engelleyecektir.

7-Kötü bir ağız kokusuyla görüşmeye gitmeyin. Bu durum ne konuştuğunuzun bir öneminin kalmamasına neden olabilir.

8-Görüşme sırasında "hala tam olarak ne yapacağıma, ne istediğime karar vermedim" şeklinde cümleler kurmayın. Bu durum sizin kaybolmuş görünmenize neden olacaktır. 

9-Takip ettiğiniz yayınlar sorulduğunda, klasik gazeteler ve dergileri saymaya başlamayın. Bu soru için hazırlıklı olun.

10-Görüşme sırasında çalışma saatleri kaçla kaç arasında diye bir soru sormayın. Bu durum sizin giriş çıkış saatlerini doldurmaya çalışır gibi bir izlenim yaratmanıza neden olabilir. Bunun yerine firmadaki bu iş tanımının nasıl bir gün akışı izlediğini sorun.

11-Bir paragraftan daha uzun önyazı göndermeyin. Sizin hakkınızdaki bütün bilgiye sahip olmalarına gerek yok. Detayları görüşme için saklayın.

12-Eğer bir editörlük pozisyonu için başvuruyorsanız, gelecekteki uzun vadeli planınızın web designer olduğunu söylemeyin. Neden sizi işe alsın ki?

13-En azından firmanın internet sayfasında bir 20 dakika geçirmeden görüşmeye gitmeyin. Çünkü her an firma hakkınızdaki izlenimleriniz nelerdir sorusuyla karşılaşabilirsiniz.

14-Görüşmenin sonunda bir sorunuz var mı dendiğinde hiçbir sorunuz olmadığını söylemeyin. Bu işi almak isteyen biri olarak anlatılanlardan sonra hiç mi merak duygusu uyanmadı ki soracak sorusu yok izlenimini yaratmayın.

15-Firma içinde bölüm değiştirmenin kolay olup olmadığını sormayın.Bu durum sizin başvurduğunuz pozisyonu bir kapı olarak kullanmaya çalıştığınız izlenimi verecektir. Ne kadar uzun vadede kariyer hedefleriniz o kapıdan geçse de sonuçta firma için önemli olan şu an açık pozisyonu doldurmaktır.


kaynak: akılvezeka.com, insankaynaklarim.net

27 Mayıs 2012 Pazar

BAŞARILI İŞ ARAMA İÇİN 6 ÖNERİ


İş ararken bazılarımız anında aradıkları işe kavuşurken, bazılarımızsa uzun süre bocalamak zorunda kalırlar. Birçok kişi bunu şans olarak değerlendirse de sadece birkaç işe başvuranlar için gerçekte bunun şansla pek bir ilgisi yok. İş arama sürecinin sabır ve profesyonelce ele alınması gereken bir süreç olduğunu kabul etmelisiniz. Kariyer uzmanı Linda Matias'ın hazırladığı 6 adım, size başarılı bir iş arama süreci oluşturmanızda yardımcı olacaktır. 

1. Bir amaç uyarınca araştırma yapın.

Pozisyonlara kendinizi uydurmak yerine, sizin özelliklerinize ve kariyer hedeflerinize  uygun pozisyonları araştırın.  Böylece zaman ve enerji kaybetmeyecek, sadece sizinle ilgili pozisyonlara odaklanmış olacaksınız. İstemediğiniz veya başaramayacağınız bir işte çalışmaya başlayıp  1 yıl sonra iş arama sürecine dönmektense, sizin için doğru olan işi bulmalısınız.

2. Her zaman hazırlıklı olun.

Sabah erkenden uyanıp hazırlıklarınıza başlayın. Fırsatlar çok nadiren kucağınıza düşer bu yüzden gelecek herhangi bir fırsatı kaçırmamak için her an hazırlıklı olmanız gerekir. Saat 11'de sizi görüşmeye çağırmak ya da birkaç soru sormak için aradıklarında uykulu bir ses tonu sizin için pek olumlu bir intiba olmayacaktır.

3. Bir plan hazırlayın.

İş arama sürecinizi organize edin, bir strateji oluşturun, önceliklerinizi ve hedeflerinizi belirleyin.

4. Görüşmeden sonraki adımları takip edin.

Sadece görüşmeye gidip cevap beklemekle yetinmeyin. İşe alındığınız takdirde yapacaklarınızı anlatan bir mektup veya e-mail yazın. Böylece görüştüğünüz kişiye, pozisyonla ne kadar ilgili olduğunuzu ve işi ciddiye aldığınızı göstermiş olursunuz. Ayrıca görüşme sırasında bahsetmeyi unuttuğunuz noktaları da kısaca özetleyebilirsiniz.

5. İş arayan diğer insanlardan etkilenmemeye çalışın.

Sizin gibi iş arayan kişilerle bir araya gelmek her ne kadar deneyimlerinizi paylaşmak için bir fırsat gibi görünse de moralinizi bozabilir.Çünkü bu tür gruplarda genelde negatif bir hava hakimdir ve olumsuz deneyimlerini sizinle paylaşacaklardır. Bunun yerine size destek verecek, yol gösterecek ve cesaretlendirecek insanlarla beraber olmalısınız. Kimsenin moralinizi bozmasına izin vermeyin. Unutmayın ki bu profesyonelce ele alınması gereken bir süreç ve sonucu, sizin bu süreci nasıl ele aldığınıza bağlı.

6. Kendinize iyi davranın.

İki tip iş arayan vardır. Biri gayet rahat olanlar, diğeri ise panik içinde nefes almadan kendine aşırı yüklenenlerdir. Ancak iş ararken kendinizi fazla zorlamayın. İş arama sizin öncelikli aktiviteniz olmasına rağmen, uyanık olduğunuz her dakikayı da buna adamayın. Rahatlamaya, mantıklı düşünmeye çalışın. Arada bir kendinize küçük aralar verin, sizi destekleyen, moral veren kişilerle zaman geçirmeye çalışın.


kaynak: kariyer.net

22 Mayıs 2012 Salı

BİRAZ BENDEN BİRAZ HER ŞEYDEN


Sevgili Şaşkolojiklerim,

Malumunuz sezon dolayısıyla işler yoğun dolayısıyla akşama pestili çıkmış dut gibi dönen ben istemeyerek de olsa sizlerden uzak kaldım.

Günlerdir yazma aşkıyla yanıp tutuşurken bugün içimden biraz konumuzun dışında bir şeyler yazmak geldi. Ben herkesin kendi doğrusu olduğuna inanırım, saygımda sonsuz ama bazı değerler vardır ki gerek iş hayatında gerek özel hayatımızda sağlıklı ve huzurlu yaşayabilmenin anahtarı onlardır diye düşünürüm. İşte bugün o değerlerden bahsetmek istiyorum.

Belki haddime değil size bu tavsiyeleri vermek ama ben içimden gelenleri söylemezsem çatlarım:)

Lütfen okurken yazdıklarımın hepsinin "bence" olduğunu unutmayın, itirazı olanları memnuniyetle dikkate alırım:

* Bence bu hayattaki en önemli değerlerden biri DÜRÜSTLÜK. Hangi ilişkinizde olursa olsun, sonucunda ölüm de olsa doğruyu söylemekten vazgeçmeyin. Söylediğiniz her yalan ilişkilerinize saplanan balta gibidir. Muhakkak kaybedeceğiniz bir şeyler olur. Sonunda kaybedecek bile olsanız doğruluktan yana kaybedin ki itibarınız sağlam kalsın.

*İnanmadığınız şeyleri kimin için olursa olsun yapmayın. Çünkü inanmayarak yaptığınız şey doğru bile olsa inanmadığınız sürece ne siz faydasını görürsünüz ne de ilişkili olan diğerleri. İnandığınız şeyler içinse savaşmaktan korkmayın. Yapamazsın, edemezsin, doğru değiller sizin inancınızla yok edilebileceği gibi var olabilirde. İNANDIKLARINIZA SARILIN.

*Kendinize yapılmasından rahatsız olacağınız şeyleri başkalarına yapmayın. Öfkelenirken, yargılarken, mutlu ederken, dinlerken , konuşurken, "BEN NE YAPARDIM, NE HİSSEDERDİM" cümlesi bütün manasıyla aklınızın bir köşesinde olsun. 

*İşinize, derdinize, vakitsizliğinize rağmen sevdikleriniz için ayıracak zamanınız olsun. Hayatın uzun ama kısa olduğunu bilerek dengelerinizin ayarlarını iyi yapın. Sadece iş olmayacağı gibi sadece özel hayatta olmaz. İKİSİ BİR ARADA OLUR, bunu unutmayın.

*Gerçekleşmeyeceğini iddia bile etseler, olabilme ihtimali az bile olsa siz olabilme ihtimaline yoğunlaşın, kötü tarafını değil iyi tarafını düşünün ki iyi şeyler bulsun sizi. HAYAL EDİN VE YAŞAYIN. Hayalleriniz gerçekleşmediğinde düşerseniz eğer kalkmaktan korkmayın, sizi kaldırmak için uzanan eli tutun. Hayal kırıklığı güveninizi zedelemesin.

*Belki defalarca GÜVENdiniz ama yanıldınız, belki birilerinin güvenini sarstınız. Bugünü başlangıç kabul edin, güveninizi kaybettiyseniz, kaybettiğiniz gibi kazanacağınızı da bilin. Birilerinin güvenini sarstıysanız tekrar inşa etmek sizin elinizde, harekete geçin.

*En kötüsünü yaşadığınızda bile PES ETMEYİN. Düştüğünüz zaman kalkacak gücünüz olmayabilir, canınız yanabilir, güveninizi yitirebilirsiniz, dünya üzerinize üzerinize gelebilir ama hepsi sizin tek bir adımınıza bakar. Tek bir adımınızla düştüğünüz yerden kalkabilirsiniz. İlk adımda zorlansanız bile o size ikinci adımı atmanız için umut olacaktır. Sonrada yaşadığınız o kötü günler size ders alınacak tecrübeler olarak kar kalacaktır.

*Korkudan sesiniz titrese bile, içinizde bir şeyler can çekişse bile, inandıklarınız iflas bayrağını çekip üzerinize gelse bile KORKTUĞUNUZU BELLİ ETMEYİN. Zayıflıklarınızı güçlü kılmak, kendinize "ben yaparım" diye göndereceğiniz ufacık bir komuta bakar.

* Kendinizle barışık olun ve SEVİN. Yoksa kendi kendinize yaptığınız savaşlarda ne yenen ne yenilen olursunuz sadece zamanınızı tüketirsiniz.

* İster inanın ister inanmayın ama yaşadıklarım der ki insan ya çok korktuğu şeyleri ya da çok inandığı şeyleri yaşar. Tercih sizin ya inandıklarınızı yaşarsınız ya da korktuklarınızı. Dilerim ki siz inandıklarını yaşayıp mutlu olanlardan olursunuz.

Sevgilerimle iyi bakın kendinize:)

Zg

14 Mayıs 2012 Pazartesi

EN ZORLU 15 MÜLAKAT SORUSU VE CEVAPLARI

1-NEDEN BU ALANDA ÇALIŞMAK İSTİYORSUNUZ?

Yanlış Cevap: "Alışveriş yapmayı çok severim, çocukken bile saatlerce katalogları incelerdim." 


Sizi işe alacak yetkili için neyi sevip sevmediğiniz hiç önemli değildir. Belli bir alandaki geçmişinizi ve varsa başarı öykülerinizi anlatmaya odaklanın. 

Doğru Cevap: "Alışveriş yapmayı her zaman sevdim ama bir mağazada çalıştığımdan beri benim ilgimi çeken asıl kısım işin pazarlama kısmı oldu. Çalıştığım yerde ürettiğimiz kıyafetler çok kaliteliydi  ama düzenli bir satışımız yoktu. Bu yüzden bir işletmeciyle pazarlama stratejileri üzerine çalıştım ve satışlarımız ilk yılda yüzde 25 arttı. Bu endüstri dalında başarılı olmak çok harika bir histi ve kendimi ürünlerin tanıtımı ve pazarlamasına adadım."

2-BİZE KENDİNİZDEN BAHSEDİN

Yanlış Cevap: Michigan Üniversitesi Biyoloji bölümünden geçen yıl mezun oldum ama biyolojinin benim ilgi alanım olmadığının farkına vardım. Böylece başka bir alanda ilk işimi buldum ve satış departmanında işe başladım. Daha sonra bir hukuk firmasının mali işleriyle ilgilendim. Son olarak da birkaç aylık bir tatil arasından sonra tekrar pazarlama dalında çalışmak istedim ve işte daha rekabete açık bir pozisyon için buradayım. "

Kendiniz hakkında bir kronolojik sıralama vermektense, güçlü yanlarınız üzerinde durun ve başvurduğunuz pozisyona uygun olarak örneklerle bu alandaki başarılarınızı kanıtlayın.

Doğru Cevap: "Çok güçlü iletişim kurabilen biriyimdir. Satış departmanında iki yıl çalışmak kendime olan güvenimi arttırdı ve müşterilerin güvenini kazanmanın önemini kavrattı. Ayrıca bu işte gerçekten başarılı olabileceğimi anladım. Son işimde firma için müşterilerinin devamlılığını sağlama ve yeni müşteriler bulabilmek adına bir mektup stratejisi belirledim. Bunun sonucunda firmanın karı iki yılda yüzde 10 artış gösterdi. Ek olarak, firmaların daha iyi pazarlama olanakları bulmak adına internet ortamından nasıl yararlanabileceğine dair yeni fikirler üzerinde çalışıyorum ve bu fikirleri seve seve sizin için hayata geçirebilirim."

3-ESKİ PATRONUNUZ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Yanlış Cevap: "Gerçekten yeteneksiz biriydi ve onunla çalışmak bir kabus gibiydi ki bu yüzden işten ayrıldım."

Unutmayın ki eğer işe alınırsanız bunları anlattığınız kişi bir gün patronunuz olabilir . İşe alacakları birinden isteyecekleri son şey büyük ihtimalle ağzının bozuk olmasıdır. Eski patronunuzdan kötü bahsetmektense, pozitif yaklaşın ve ondan ne öğrendiğinize odaklanın (gerçekte ne kadar kötü biri olsa bile).

Doğru Cevap: "Eski patronum işlerin zamanında bitirilmesi konusunda çok hassastı ve bu konuya her şeyden çok önem verirdi. Onun bu tutumu beni daha çok çalışmaya itti ve işlerin zamanında bitirilmesinin önemini kavramamı sağladı."

4-NEDEN ŞİMDİKİ İŞİNİZDEN AYRILMAK İSTİYORSUNUZ?

Yanlış Cevap: "Patronuma ve yaptığım işe katlanamıyorum."

Yaptığınız işle ve patronunuzla ilgili kötü konuşmamanız gerektiğini bir kez daha hatırlayın ve olumlu yönler üzerinde durun.

Doğru Cevap: "Şu anki rolümden çok şey öğrendim ama şimdi sınırlarımı genişletmek ve yeni yetenekler kazanmak için, potansiyeli olduğunu düşündüğüm yeni bir iş arıyorum."

5- BEŞ YIL İÇİNDE KENDİNİZİ NEREDE GÖRÜYORSUNUZ?

Yanlış Cevap: "Miami' de bir plajda rahatlarken" veya "sizin firmanızda çalışırken"

Bu soru için gerçekten doğru bir cevap yoktur ama karşınızdaki kişi sizden amaçlarınızı, kariyeriniz doğrultusundaki planlarınızı ve kendinizi onun şirketine adayıp adamayacağınızı duymak ister. Yani hayallerinizi anlatmaktan ve esprili olmaya çalışmaktansa, onlara eylemlerinizdeki kararlılığınızı ve sorumluluklarınızın bilincine sahip olduğunuzu göstermeye çalışın.

Doğru Cevap: "Beş yıl içinde bu iş dalında daha donanımlı hale gelmek istiyorum. Ayrıca insanlarla birlikte çalışmayı çok seviyorum ve firmada iletişim becerilerimi ve iş hakkındaki bilgilerimi daha verimli kullanabileceğim bir yönetici pozisyonunda çalışmayı hedefliyorum."

6-EN BÜYÜK ZAYIFLIĞINIZ NEDİR?

Yanlış Cevap: "Çok çalışmayı sevmem" veya "sarışın olmak".

Bu soru pozitif bir etki bırakmak için çok büyük bir fırsattır. Ama soruya bir klişeyle veya gereksiz bir espriyle cevap vermek yerine üstesinden geldiğiniz bir zayıflığınızı örnek gösterebilirsiniz.

Doğru Cevap: "Topluluk önünde konuşma yaparken kendimi hiç rahat hissetmezdim ve bu sizin de bildiğiniz gibi iş alanında çok büyük bir engeldi. Bunun büyük bir sorun olduğunu fark ettikten sonra eski patronuma bu konuda bir eğitim almak istediğimi söyledim ve kursa kaydoldum. Bunun sonucunda bu engelin üstesinden geldim. O zamandan sonra çok önemli yöneticiler karşısında sunumlar yaptım ve gayet başarılı oldum. Bu işi yapmayı hala sevmiyorum ama kimse başarısız olduğumu söyleyemez.

7-MAAŞ KONUSUNDA BEKLENTİLERİNİZ NEDİR?

Yanlış Cevap:  "Bundan önceki işimde 4 bin lira civarında kazanıyordum, yani artık 5 bin lira civarı bir beklentim var."

Kesin rakamlar vermekten kaçınmalısınız. Maaş konusunda pazarlık etmeye çalışırsanız işi kaybedersiniz. Beklentinizin para değil iş olduğunu defalarca tekrarlayın. Eğer bir miktar belirtmek zorundaysanız çalıştığınız konum ve yaşadığınız şehre bağlı geniş tabanlı bir miktar belirtin.

Doğru Cevap: "Kazanacağım paradan çok çalışacağım konumla ilgileniyorum. Beş yıllık tecrübelerim dahilinde çalışacağım konuma uygun bir maaş beklentisi içerisindeyim. Ayrıca bu şehirde yaşamanın yüksek maliyetleri göz önünde bulundurularak belirlenen adil bir maaş benim için uygun olacaktır.

8-NEDEN SİZİ İŞE ALMALIYIZ?

Yanlış Cevap: "Çünkü bu iş için en uygun aday benim".

Doğru Cevap: "On yıl boyunca yönetici asistanlığı yaptım ve patronum sıkça ben olmadan işlerinin çok zor olacağını vurgulardı. Ayrıca bilgisayar eğitimi almaya da zaman ayırdım ve Excel konusunda çok ilerleme kaydettim ki bu da çok daha hızlı çalışabileceğim anlamına geliyor. Patronumun benden beklediklerinden çok daha fazlasını yapmaya gayret ederim ve çoğu kişi için iyi olan benim için asla yeteri kadar iyi değildir."

9-EN BÜYÜK BAŞARISIZLIĞINIZ NEYDİ VE BUNDAN NE ÖĞRENDİNİZ?

Yanlış Cevap: "Hukuk fakültesini bitiremedim ve o günden beri sadece zor olduğu için bir şeyden vazgeçmenin ne kadar büyük bir hata olduğunu biliyorum."

Aslına bakarsanız sizi gerçekten başarısız gösterebilecek bir pişmanlığınızı vurgulamak zorunda değilsiniz.  Bunun yerine daha önemsiz bir başarısızlığınız üzerinde durun  ve ondan çıkardığınız dersi belirtin.

Doğru Cevap: "Üniversitedeyken ders programımı tamamlamak için sanat dersi aldım. fakat o dersi pek ciddiye almadım, mühendislik derslerimle kıyaslayınca parkta bomboş yürümek kadar kolay görünüyordu. Dönem rotasında düşen derslerimden anladım ki eğer o dersi geçemezsem bursumu bile kaybedebilirim. Dönemin geri kalanında bu ders için çok çalıştım ve yeterli not almayı başardım. Sonra anladım ki yaptığım şey ne olursa olsun, en iyisini tüm gücümle yapmalıyım aksi halde emek harcadığım onca şey boşa gider."

10-ÇALIŞMADAN GEÇİRDİĞİN ZAMANI NASIL AÇIKLAYABİLİRSİN?

Yanlış Cevap: "Çalışmaktan çok yorulmuştum bu yüzden bir molaya ihtiyacım vardı." veya "iş bulamadım."

İşsiz geçirilen dönemleri açıklamak daima zordur. Tembel biri veya işe alınmak istenmeyen biri izlenimi vermek istemiyorsanız işsizliğinizi sizin seçtiğiniz mantıklı bir sebepten kaynaklandığına inandırmanız gerekecektir.

Doğru Cevap: "İşim benim için çok önemlidir. Önüme çıkan ilk teklifi beni mutsuz etme ihtimali olmasına rağmen kabul etmektense, doğru iş için, doğru kararı verebilmek adına, doğru zamanı beklemeyi uygun gördüm."

11-HANGİ ŞARTLARDA İŞİNİZ SİZİ MUTLU EDER?

Yanlış Cevap: "İşimi iyi yaptığım zaman aldığım övgüler beni çok mutlu eder."

Belirsiz cevaplar vermektense, iyi olduğunuz, zevk aldığınız ve bu işle bağlantısı olan durumlardan bahsedin. Bu soru ilgi alanınızı belirtmek, bu işe ne kadar uygun olduğunuzu göstermek ve istekli olduğunuzu kanıtlamak için bir fırsat olabilir.

Doğru Cevap: "Ben insanlarla beraber olduğum, müşterilerle ilgilendiğim ve onlara sağlanabilecek en iyi olanakları sağlayıp onları memnun edebileceğim sürece mutluyumdur. Bu benim için çalışmanın en iyi yanıdır ve bu nedenle daha iyi bir konumda, müşterilerle daha iyi iletişim kurabileceğim için sizinle çalışmak istiyorum.

12-İŞİNİZİN EN AZ SEVDİĞİNİZ YANI NEDİR?

Yanlış Cevap: "İstikrarsız, başarısızlık getirebilecek işleri sevmem."

Eski işinizin ekonomik, siyasal ve kültürel durumuyla ilgili yorumlar yapmaktan kaçının. Bu tip yorumlar ne kadar doğru olursa olsun üzerinizde negatif bir izlenim bırakacaktır. Ayrıca yeni işinizde sahip olabileceğiniz konumun işlevleriyle ilgili hoşlanmadığınız bir durum varsa bu tip yorumlar da yapmayın. 

Doğru Cevap: "Eski işime dair nefret ettiğim bir durum söz konusu olmasa da işimin hoşlanmadığım bazı yönleri vardı. Eski konumumda haftada en az iki kere seyahat etmem gerekiyordu. Seyajat etmeyi her ne kadar çok sevsem de haftada iki seyahat bazen çok yorucu olabiliyordu. Bu nedenle kendime iş harici pek fazla zaman ayıramıyordum. Yine aynı konumda çalışacak olsam da daha az seyahat etmeyi tercih ederim."

13-İŞ ARKADAŞLARINIZLA YAŞADIĞINIZ BİR PROBLEMDEN BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Yanlış Cevap: "Çevremdekilerle hep iyi geçinirim, dolayısıyla iş arkadaşlarımla hiç problem yaşamadım."

Firmalar bu tip kaçak cevaplardan hoşlanmazlar. Ayrıca büyük ihtimalle yalan söylediğinizi düşünürler. Gerçek olabilecek bir örnek verin ve onu lehinize çevirin.

Doğru Cevap: "Birkaç hemşire arkadaşımla vardiya sırasının kimde olduğu ve çocuk hastaların aileleriyle konuşmanın kimin görevi olduğuna dair bir anlaşmazlık yaşamıştım. Kişiliklerimiz uyuşmuyordu. Tartışmadan 3 ay sonra, arkadaşlarımdan birine beraber öğle yemeği yemeyi teklif ettim.yemek boyunca aramızdaki farklılıklardan ve niçin anlaşamadığımızdan bahsettik. Bu konuşma aramızdaki sorunların çoğunu çözdü. daha farklı iletişim kurmaya ve beraber iyi çalışmaya başladık. Bence konuşmak sorunlarınızı çözmenin en etkili yoludur."

14-NELER SİZİ MOTİVE EDER?

Yanlış Cevap: "İşimi iyi yaptığım zamanlar ödüllendirilmek."

Bu yanlış bir cevap değildir ancak önemli bir fırsatı kaçırmanıza sebep olur. Bu soru iyi özellikleriniz üzerinde durmanız ve karakteriniz hakkında daha ayrıntılı bilgiler vermek için bir fırsattır. Bu yüzden genel ve içi boş cevaplar vermektense, örneklerle kendinizi açıklamayı denemelisiniz.

Doğru Cevap: "Son işimde daima zor geçen teslim tarihlerindeki rekabet beni motive ederdi. Ürünlerin teslimini tam zamanında yapma konusunda yüzde 100 başarılı olmak zorundaydım. Bu işin çok hızlı yapılması  gerektiğini ve zor olacağını bilmeme rağmen, yaşanan rekabetten çok hoşlanırdım."

15-ARKADAŞLARINIZ SİZİ NASIL TARİFE EDER?

Yanlış Cevap: "Gerçekten çok iyi bir dinleyiciyimdir."

İyi bir dinleyici olmak çok iyi bir özellik olmasına rağmen, işvereniniz büyük bir ihtimalle bunu umursamayacaktır. Seni büyük ihtimalle omzunda ağlamak için işe almıyorlardır. Cevapların başvurduğun pozisyonda başarılı olabileceğini destekler nitelikte ve kendine özgü olmalıdır. Eğer isterseniz örnek verebilirsiniz.

Doğru Cevap: "Arkadaşlarım büyük bir ihtimalle beni çok hırslı olarak tanımlayacaktır. İstediğimi elde edene kadar asla geri adım atmam. Program geliştirici olarak çalıştığım dönemde teknoloji konferansı için konuşmacılara götürdüğüm tekliflerden tek tek ret cevabı aldım. Ancak gerçekten büyük oynamak istiyordum ve "hayır"ı asla bir cevap olarak kabul etmedim. Hepsine ve yeni kişilere tekrar tekrar teklif götürdükten sonra konferansın katılımı planladığımın iki katına çıktı. Birçok kişi bir kez hayır dedikten sonra cevabını değiştirmez ama bunu kabullenmek benim doğamda yok. Bir şeyin mümkün olduğunu bildiğim sürece başarana kadar denemeye devam ederim.


kaynak: monster.com.tr, insankaynaklarım.net

8 Mayıs 2012 Salı

SOSYAL CV'niz HAZIR MI?

Sosyal Medya araçları, uzun zamandır iş dünyasını etkiliyor ve artık sosyal medya araçları şirketlerin İnsan Kaynakları departmanları için de önemli olmaya başladı. Bir kısmını zaten kullandığınız bu sosyal medya araçları aslında kariyeriniz için çok büyük öneme sahipler.

Bu yüzden sizin de sosyal varlığınızı göstermeniz gerekiyor. Sosyal Medya araçlarını etkin ve doğru şekilde kullanmanız, kariyeriniz için büyük önem taşıyor.

1-Bloglar: Kariyeriniz için bloglar çok önemli. Uzmanlık alanınızla ilgili bir blog yazmanız size çok şey katacaktır. Blogunuzu  wordpress.com veya blogger.com üzerinde ücretsiz oluşturabilirsiniz. 

2-Google Reader: Bu araçla RSS bağlantılarını tek bir ekranda takip edebilirsiniz. RSS ( Rich Site Summary/Zengin Site Özeti) anlamına gelir ve blogları ve RSS kaynaklarını izlemenize olanak verir. Google Reader'a takip ettiğiniz blogları ekleyebilirsiniz. Google Reader kullanmak için bir Google hesabınızın olması gerekmektedir. 

3-Linkedin: İş dünyasının en büyük sosyal ağı. Şu anda  bir milyon Türk kullanıcıya ulaşmış durumda. Linkedin'de kendinize bir hesap açıp, alanınızla ilgili kişileri eklemeniz, hatta çalıştığınız, çalışmak istediğiniz şirketten kişileri bulmanız mümkün. Bunun haricinde yine alanınızla ilgili Linkedin gruplarına üye olup, buradaki tartışmalara katılmanız ve takip etmeniz size artı fayda sağlayacaktır.

4-Twitter: İş dünyasıyla ilgili çokça kişiyi takip edebileceğiniz, alanınızla ilgili kişiler için özel listeler oluşturabileceğiniz bir sosyal medya iletişim aracıdır. 140 karakterle görüşlerinizi paylaşabileceğiniz twitter de, alanınızla ilgili kişileri takip ederek sektörünüzdeki çok sayıda bilgi ve habere buradan ulaşabilirsiniz.

5- Meeteor: Facebook, Twitter ve Linkedin'den veri çeken ve kurguladığı algoritma ile bu verileri kullanarak, sizi henüz tanımadığınız ve kariyerinizde etkisi olabilecek profesyonellerle bir araya getirip onları size tanıtan bir araç. Henüz yeni kurulmuş ve çok tanınmayan Meeteor, renkli ara yüzü ve sürpriz tavsiyeleri ile  farklı bir sosyal medya aracı.

6- Klout: Sosyal Medyada ve online dünyada ne kadar etkili olduğunuzu ölçen ve bu etkinize göre size bir skor veren bir araç. Time dergisi 2011 yılında klout. com'u en iyi 50 internet sitesi arasında seçti. Silikon vadisindeki bazı şirketlerin işe alım yaparken klout skoruna baktıkları bile söyleniyor. Klout skoru sadece sosyal ağlardaki etkinliği ölçülüyor. Sosyal medyadaki etkinliğiniz arttıkça Klout skorunuz da artıyor.

7-Pinterest: henüz yeni kurulsa da bir anda çok sayıda kullanıcıya ulaşan (kullanıcıların %80 i kadın:) Pinterest iğnelemek mantığı üzerine kurulmuş ve daha çok görsel imleme üzerine kurulmuş bir sosyal medya aracı. Oldukça eğlenceli bir içeriği var. Kullanımı çok basit ve zevkli. Herhangi bir sitede beğendiğiniz görseli Pinterest'e ekleyebiliyorsunuz. Kariyeriniz açısından önemi ise çok sayıda infografiği bir araya toplaması ve alanınızla ilgili kişilere çok rahat ulaşıp onların da biriktirdiklerini görebilmeniz. Bir tür mantar pano olarak düşünebileceğiniz Pinterest sizi görsel olarak ve çok kısa sürede anlatan bir CV' ye  bile dönüştürülebilir.

8- Facebook: Facebook sadece arkadaş çevresini genişletmek için değil ayrıca iş dünyasıyla da ilgili bir sosyal medya iletişim aracı haline geldi. İşinizle ilgili çeşitli gruplara üye olabilir, alanınızla ilgili kişileri takip edebilirsiniz. Ayrıca kendinizle ilgili paylaşımlarınızla , kariyerinizle ilgili önemli izler bırakabilirsiniz.

Sosyal Medya araçlarını kariyeriniz için kullanmak istiyorsanız, paylaşımlarınıza dikkat etmelisiniz. Bu sosyal araçlar aynı zamanda birer Sosyal CV'dir ve sizin hakkınızda çok fazla bilgi içerir. Bu yüzden CV'nizde görünmesini istemediğiniz şeyleri bu araçlarda yayınlamamanız gerektiğini unutmayın. 


kaynak: www.sosyalmedyauzmani.co, insankaynaklarim.net