Oleyyy yuppy mezun oldum sevinç
gösterileriyle başlayıp, off aman Allah’ım neden mezun oldum’lara
dönüşen senaryonun kıymetli oyuncuları bu yazım sizin için...
Birçoğumuzda “mezuniyet sendromu”
olarak adlandırdığım bu durum aynı etkileri gösteriyor. Eğer mezun olmuş
ve hangi yöne gideceğimize karar verememişsek, kurduğumuz cümlelerden tutun da
günü doldurmak için yaptığımız davranış şekillerine kadar hepsi klonlanmışız
gibi ortak.
Mezun olunca herşey bitti, artık istediğimiz noktadayız hissi bir tek sizi
mi sarıyor zannediyorsunuz. Birşeyleri başarmış olmanın verdiği mutlulukla
sarhoş olmak hepimize Allah vergisi. Kimileri bu sarhoşluğun etkisinden
akıllıca sıyrılıp çıkarken kimisi bu durumu daha uzun vadede atlatabiliyor.
Sanırım bu vade, ne istediğini, hangi
yöne gideceğini farkedebilme süresiyle doğru orantılı.
Gözlemlerime dayanarak mezuniyet evresini 3’e ayırıyorum:
1-Herşeyin farkına mezuniyet sonrası varanlar:
Mezun olmayı başarmış yeni mezun,
artık ne yese ne içse haketmiştir. Mezun olmuştur, başarmıştır. Ailesine bu
gururu yaşatmıştır ve doyasıya dinlenmek en büyük hakkıdır. Doğru hakkımız
dinlenelim. Vücüt dinç, kafa dinç, yolumuza öyle bakalım. Yenilir, içilir,
yatılır, mis gibi kilo alınırJ Nasıl olsa benim gibi mezun olmayı başarmış biri her şekilde iş bulur
duygusu bu aşamada yoğun gözlenir. Biraz dinlenip yoluma öyle bakmayı
planlıyorum, nasıl olsa bir iş bulurum, zaten onlar beni bulurlarJ cümlesi “Eee ne yapmayı planlıyorsun?” sorusuna
verilen en klasik cevaptır. Pembe
gözlükler takılmış, keyif çatılmıştırJ Mezuniyet ile birlikte gelen, özgürlük duygusu yerini ortalama 3 ay sonunda kapana kısılmış hissine
bırakır. TV izle, yemek ye, facebookta takıl,
tweet at, gez dolaş modu sıkmaya başlar. Ve artık kolları sıvama
vaktidir diye düşünülerek, bir bir gönderilir CV’ler, yapılır başvurular.Kapana
kısılmışlık hissi had safhaya ulaştığında ise yeni mezun, üniversiteyi bitirmiş
olmanın verdiği tavan yapmış özgüven ve şişmiş ego ile kendini kaf dağında
görüp, bir ton orta ve üst düzey ilana başvurusunu iletir. Dolayısıyla geri
dönüş alamaz. Baştan sağma mezuniyet sonrası hazırlanan basma kalıp CV ile yol alınamayacağını henüz idrak
edememiştir ve olayı üniversite mezunu işsizlere bağlar. Zaten herkes böyle
diye kendini rahatlatmaya çalışır ama neden acaba sorusunu içtenlikle kendisine
sormaz. Gel zaman git zaman yeter diye çığlık atma moduna gelir ve her türden
ilana başvurusunu iletir. Yeterki bir
işi olsun ister. Nihayetinde bir iş bulur ve her şeyi tüm şekliyle görmeye
başlar. Aslında hayal ettiği çalışma hayatı öyle değildir. Öylesine iletilen
bir başvurudan elde edilen öylesine bir sonuçla işe başlayan yeni mezun,
stresinden ve mutsuzluktan ölecektir ki kendisini anlamaya ne istediğini
keşfetmeye başlar. Şanslı olanlar ya da şansını kendisi yaratanlar
yaşanılanlardan sonra harekete geçip istediği güzel sonucu elde etmek için
kolları sıvar ve çaba gösterir, hatta güzel sonuçlar alırken, karamsarlıktan
kararanlarsa mutsuz bir iş hayatının içine git gide gömülürler...
2-Öğrenciyken durumun farkında olup, elinden gelen herşeyi yaptığına inanıp
aslında eksik oldukları yanları görmekten kaçınanlar:
Bu arkadaşla ilgili lafı fazla uzatmak istemiyorum. Mezuniyet heyecanı,
özgüven tavan modu vs. bu grupta da gözlemlenmiş olup, bunlara artı yoğun bir
karamsarlık eklenir. “Herşeyi yaptım, onu da yaptım, bunu da yaptım olmadı.
Mülakat güzel geçti ama olmadı. Zaten torpilin yoksa herşey boş” söylemleri
sıklıkla dillendirilir. Bu arkadaş o kadar umutsuzluğa bürünmüştür ki o
umutsuzluk ile ne yapacağını bilemediğinden eksikliklerini görüp, gidermek için
harekete geçemez. Fark edemediği o
eksiklikler, o kadar göze çarpar ki gel zaman git zaman sürekli karşısına çıkar.
Günden güne fark etmediği o eksiklikler onu iyice haksızlığa uğramış hissine
büründürür. Oysaki karşılaştığı sonuç tamamiyle kendisinden kaynaklanmaktadır.
Belki kendisini ifade edemiyordur, belki yanlış ifade ediyordur, belki de
başvurduğu pozisyonlarla hiç uyuşmayan yetkinlikleri vardır, yanlış tercihler
yapıyordur. Belki, belki, belki… diye örnekler çoğaltılabilir. Her türlü ilana
başvurma, istemediği işi bile yapmayı göze alma hissi, aslında bu grupta da gözlenir
ama ne istediğini bilmediğinden değil de umutsuzluğun yarattığı bıkkınlıktan
ortaya çıkar. Ahh bir kendisine inanıp harekete geçebilse, potansiyelini anlayıp
ben bunu yaparım diyebilse yol alacak ama o ilk adım cesareti gelmez bir türlü.
Belki de birinin onu karşısına alıp, eksiklikleriyle ilgili eleştirip, yönlendirmesi,
motive etmesi, yapabileceğine inanmasını sağlaması gerekir. Kişiden kişiye
farklı etkiler yaratan bu davranış şekillerine nasıl reaksiyon vereceği biraz
da ona kalmıştır. Bu arkadaş harekete geçmekten korkup, birilerinin onun için
harekete geçmesini bekleyen ya da o ilk adımı atamayıp cesaretsizlikten
kaybedenleri temsil eder. “Kendisini keşfedememiş potansiyel” bu arkadaşı iyi
tanımlar diye düşünüyorum.
3-Mezuniyete öğrencilik yıllarında hazırlanıp, hazırım başlıyoruz diyenler:
Mezuniyet bu evredeki arkadaş içinde heyecan vericidir. Başarmış olmanın
verdiği , özgüven tavan modu burada da hissedilir. Nasıl hissedilmesin ki bomba
gibi hazırdır tüm sonuçlara. Farkındadır zor bir sürecin onu beklediğinin.
Özgürlükle hemen rehavete kapılmak yerine iş arama sürecini, artılarına artı
eklemekle geçirir. Başvurusunu iletmek istediği, çalışmayı günlerce hayal
ettiği, öğrencilik yıllarında kendisini hep buralarda görmek istediği şirketlerle ilgili motive edici bir araştırma
maratonuna katılır. Bu şirketlerin beklentilerini iyice ölçüp biçtikten sonra,
kendisi bu beklentileri ne derece karşılayabiliyor bunu sorgular. Eğer cevap
evet ise, bu işin altından kalkabileceğine inanıyorsa, mutlu olabileceği iş
tanımını karşılıyorsa o şirkete özgü bir CV hazırlayarak başvurusunu iletir.
Öyle her önüne gelen ilana başvurmaz. “Eksik kalmasın buna da başvurumu
ileteyim” modunda değildir. Çünkü ne istediğini bilmektedir. Kariyer hedefi
bellidir. “Sen hangi ülkede yaşıyorsun,
bu ülkede işsizlik var, sevdiğini değil bulduğun işi yapacaksın” söylemlerine
sonuna kadar direnen azınlığın içinde yer alarak, kalıplaşmış bu tezi çürütmek için
daha bir gayretlidir. Kendisini geliştirmekten, eksik bulduğu yanlarını artıya
çevirmekten vazgeçmez. Sanmayın bu
arkadaş da hemen iş bulur, güllük gülistanlık hayata konar. Elbette öyle olmaz
ama eninde sonunda istediğini alır. Çünkü nereye gideceğini biliyordur ve mücadeleden
hiç vazgeçmez. Böyle mücadeleci, azimli olmanın ve ne istediğini bilmenin
verdiği özgüvenin kaynağı öğrencilik yıllarına dayanmaktadır. Araştırmacı
olmaktan, kendisini keşfetmekten, çalışmak istediği alanlara yönelik hazırlık yapmaktan vazgeçmemiştir. Diplomaya ek olarak, yetkinliklerini geliştirmiş,
eksikliklerinin farkına öğrencilik zamanında varmış ve ivedilikle tamamlamıştır.
Kendisini kaf dağında görmeden, ben oldum demeden soluksuz ilerlemeye devam
eder.
Belirttiğim gibi bunlar benim gözlemlerim. Katılmak ya da katılmamak sizin
tercihiniz. Hangi tanımlamanın içinde yer alacağınız size kalmış. Umarım
mezuniyete öğrencilik yıllarında hazırlanıp, mezuniyet sonrası hazırım, başlayalım, diyenlerden olursunuz.
ZG

kesinlikle 1 ile 2 arasındayım. 1.5'um ben :)
YanıtlaSilUmarım 3 olma yolunda ilerlersiniz:)
YanıtlaSil2 beni yansıtıyor :)
YanıtlaSilHangisinin seni yansıttığını bilmende güzel. 3 olma yönünde harekete geçiyorsun demekki:)
YanıtlaSil